28 Haziran 2010

Bodrum

Photobucket

Bodrum'daydım. Bir koşu gittim geldim.. İstanbul bekle beni, arkamdan su dök dedim o da öyle yaptı bekledi
özledi.

Ama hala Bodrum sokaklarının, denizinin, güneşinin, sakinliğinin etkisindeyim. Istanbul'u özledim özlemisine de oraları da bir ayrı özlemişim.

Ilk annemlerden ayrı tatilimi Bodrum'da yaptım ben. Yaş 16-17 idi. Barlar sokağı pek bir kıymetliydi o zamanlar, serde gençlik vardı eğlence dayanılmazdı. Mustafa Sandal ''Onun Arabası Var'' şarkısını o sene yazmıştı. Walkmanlarımız vardı. Otobüs yolculuğu boyunca evire çevire dinlenen bir de kaset ile hayat ne kadar da güzeldi...

Sonra her sene tekrar tekrar gidildi. Bütün tatiller Bodrum demekti !!
Uyumadan yaşanırdı o zamanlar. Gün ışığını görmeden gözler kapanmazdı.

Fakat ilerleyen yıllarda aramıza kara kedi girdi ve yaklaşık 5 sene olmuş ki gitmeyeli. Çok özlemişim çoook.
Doya doya çektim kokusunu içime. Denizin en mavi- yeşilinde yüzdüm gökyüzünü seyrede seyrede.
Kendimi dinleye dinleye geldim bir de...

TIK TIK

Photobucket

Photobucket

Photobucket

Photobucket

Photobucket

25 Haziran 2010

Ben gidiyorum Istanbul, arkamdan su dök...

Photobucket

Sevgili İstanbul,

Sen sabah uyandığında ben çoktan buralardan gitmiş olacağım...

Bu aralar didişdik biraz seninle. Amacım seni kırmak değildi ya da üzmek ama yordun sen de beni, itiraf et...
Güneş açsa laf ettim, yağmuruna söylendim. Bilirsin yorulduğumda başlarım söylenmeye, başlarım mızmızlanmaya.

Bu birkaç günlük ayrılık ikimize de iyi gelecek biliyorum. Özleyeceğiz birbirimizi. Özlem iyi gelir , ilişkiyi her daim canlı tutar,
olan biteni unutturur.

Ben yokken kendine iyi bak, daha fazla yağmur yağdırma,
arada bir de olsa güneş açsın unutmaki sen şu anda yaz ayındasın : )


PS: Seni seviyorum.

19 Haziran 2010



Yazamıyorum bu aralar uzaklarda olduğumdan değil sadece yeni heyecanlardan, koşuşturmalardan bir kafamı kaldırıp bakamıyorum bloga. Yazacak çok şey birikiyor ama sonrasında aklımdan uçup gidiyor... Bir de sıcak.
Istanbul şaştı kendini aştı, yükselttikçe yükseltiyor sıcaklığı.
Ben de arada su kaynatıyorum, motor misali...

Sokaklardayım çoğu zaman, zaten tükkan mahalle hayatının tam içinde. Her türden insan, hepsinde bambaşka bir hikaye var. Düşünüyorum da İstanbul'da kaç sokak, kaç mahalle, kaç hayat var diye?? Bilemiyorum!!

Zaman içersinde birbirimize karışmışız bambaşka kültürleri, renkleri, inançları yaşamışız, yaşıyoruz...

Bilmediğim bir kültürün içindeyim şu anda. Tükkanın kepenkleri açıldığı zaman da mahalleli
bambaşka bir kültürü yaşamaya başlıyor.

Aslında alışmış köşedeki köy kahvesi sağına soluna tasarım atölyeleri, fotoğraf stüdyoları açılmasına.
Alışmış ama anlamamış, kafası karışmış neden burada bu insanlar diye.
Moda ikonlarının ara sokaklardan karşılarına çıkmalarını yadırgamış.



Bir taraf gelişiyor, Galata'nın çehresi değişiyor diyor, diğer taraf hadi gidin ordan eski köye yeni adet getirmeyin diyor, çayını yudumluyor.

Bir tarih yatıyor oralarda. Mimari insanı büyülüyor. Teraslardan görünen manzara insanı İstanbul'a bir kez daha aşık ediyor. Binalar restro ediliyor, karşı komşuya inat dudak uçuklatan fiyatlara kiralanıyor. Bu perhiz bu ne lahana turşusu tabiri en çok Galata'ya yakışıyor.

Bir de turistler var ki herşeyden habersiz, bütün gün dolanıyorlar en tarihi sokaklarda ve gerçekten en çok İstanbul'un tadını onlar çıkartıyor, İstanbul'u onlar yaşıyor. Ben mi yabancıyım yoksa onlar mı, inanın bazen ben de karışıyorum : )

Ama herşey bir tarafa bütün bu renkler , bu sokak çok keyifli.

Yıllarca kurumsal hayatta , toplantı odalarında, en şık ofislerde çalışmış, havanın sıcaklığını sadece haberlerden öğrenmiş, hiçbir zaman sıcağı ya da soğuğu yaşamamış, tabir-i caizse bir fanusun içinde bulunmuş, hayatı sadece o toplantı odalarından ibaret sanmış biri olarak, evet şaşkınım !!
Sabah gelipte kepenkleri açtığımda sıcak suyu ısıtıp kahvemi hazırladığımda sadece güne değil hayata , hayatı yaşamaya başlıyorum.

Ve hayatın sadece varolduğumuz, bulunduğumuz mekanlardan, insanlardan ibaret olmaması gerektiğini anlıyorum.

15 Haziran 2010

Ve Mundo Karşınızda : )

Sancılıydı, heyecanlıydı, hayaldi, bizimdi... Sonunda gerçekleşti...
18 senelik dostluk, umutla, sevgiyle bir hayali gerçeğe dönüştürdü.

Zaman içersinde bambaşka yollara girdik , bazen yolumuzu kaybettik, umutsuzluğa kapıldık belki de yıprandık.
Ama sonra biz varız dedik, her ne olursa olsun hayallerin peşinden gitmek lazım dedik ve gittik.

Bugün Mundo Event olarak karşınızdayız...

Heyecanlıyız, mutluyuz, umutluyuz : )


Mundo Event


İspanyolcada “dünya” anlamına gelen Mundo, organizasyon sektörü içinde yepyeni bir oluşumun temsilcisi…

Yepyeni bir dünya yaratmayı hayal ettik. Bu renkli dünyada hepimizin birer kahraman olduğuna inandık. Pop art akımının en önemli ismi Andy Warhol’un “Gelecekte herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözüne şapka çıkarıp, “Herkes en az bir günlüğüne kahraman olacak” dedik. Bu amaçla yola çıktık; sizi kahraman yapacak ayrıntıları renklendirmek için…

Masalın anlatıcısı olma görevini üstlendik. Mutlu sonla biten her masalın kahramanlarının birbirinden farklı olduğunu benimsedik. Onları kahraman yapanın ise ayrıntılar olduğuna inandık. Ve işte tam da bu yüzden Mundo olarak kişiye özel tasarlanan davet ve organizasyonlarda alışılmışın dışına çıktık.

Her bütçeye uyum sağladık, imzamızla kolayca ayırt edildik, klişeden uzak, yepyeni bir anlayışla yaratıcılığı birleştirdik.
Ortaya çıkan her masal dinleyenleri büyüleyerek, mutlu sonla bitti.

Ve işte o an, Mundo’nun ağacının altına gökten üç elma düştü…


İletişim:

www.mundoevent.net

Adres: Kumbaracı Yokuşu No:23/A Galata-Beyoğlu

gamze@mundoevent.net
basak@mundoevent.net

11 Haziran 2010

Ortanca

Haftasonu gelmiş ne güzel etmiş : )
Yine anlamadan geçen koskocaman bir hafta.

Bu akşamdan başlayan, pazar akşamının sonuna kadar devam edecek olan gezmeli tozmalı, güzel programlar var.

Yarın kızlarla gidilecek Sex & City II var heyecanla beklenen, sonrasında Bebek Şenlikleri var tüm eğlencesiyle
bizi bekleyen.

Her ne kadar sevgili yapılan bütün planların dünya kupasıyla çakışmasına içerlese de gezmek tozmak var gündemde...

Yanımızda olan dostlarımız, yanımızda olamasa da kalpleri bizimle atan sevdiklerimiz var, sohbet var, kahkaha var,
bizim olduğumuz her ortamda eğlence var : )

Ortanca

Havada güneş var içime iyi gelen, bir de ortancalarımız var ki beni benden alıp götüren...
Insan ortancaya sarılmak ister mi? Ben istiyorum.
Kollarımı açıp sımsıkı sarmak istiyorum ama o da bana sarılsın istiyorum : )

Ortanca

Ortanca

Saat itibariyle muzurluk halleri baskın ben gidip geceye ve haftasonuna hazırlanayım.
Sizlere de renklerin içinde bir haftasonu diliyorum...

9 Haziran 2010

Düşlerimde sana dua ediyorum

Bugün bununla uyandım, sebepsiz !! Belki iç karartıcı şu İstanbul günlerinde
biraz da olsa Küba'nın sıcaklığını yaşamak istedim...

Gözlerimi kapatıp mırıldanmak ve yine uzaklara gitmek istedim...

8 Haziran 2010

Siyah Süt

Siyah Süt - Elif Şafak

Bundan çok vakit önce sevgili Ayşe git, al, oku dedi...
Gittim, aldım ama okumadım, ta ki dün geceye kadar.
Kitapların enerjileri vardır, gidip alsanda okumaya niyetlensen de o anda aranızda bir bağ oluşmazsa
okuyamazsınız. Ne zaman içinizden bir dürtü - al eline oku der, başlarsınız su içer gibi okumaya...

Gecenin bir vakti gitti elim rafa başladım Siyah Süt'ü okumaya.
Nefes almadan kana kana okudum, etkilendim, darlandım, güldüm.

İçimizde yaşayan küçük parmak kadınların çizimlerini görünce kikirdedim, eğlendim.

Anne değilim ama günün birinde anne olursam şayet anneliğin kutsallığının ötesinde, ne kadar karmaşık olabileceğini bir kez daha anladım.

Kadın/Erkek eşittir!! Ama kadın hep bir daha karmaşık daha bir gizemlidir.
Bu bizi yüceltmez ya da eksiltmez.
Hormonların egemenliği vardır bir kere üzerimizde. Onlar yönetir çoğu zaman duygumuzu, düşüncemizi...
Hislerimiz hiç olmadığı kadar kuvvetli hiç olmadığı kadar yön verici olur hayatımıza.

Beynimiz karmaşıktır. Kaç bağlantı vardır kimbilir birine vardığında diğerine açılan, ucu bucağı olmayan.

Bir de kalbimiz var içinde kaç hayatı barındıran, saran sarmalayan, affeden, unutan?!

Elif Şafak'a tüm içtenliği ile kaleme aldığı Siyah Süt'ü aramıza kattığı için sonsuz teşekkürler...

PS: Okumadıysanız mutlaka alın okuyun demiyorum, ihtiyacınız olduğunda zaten o sizi bulacaktır!

5 Haziran 2010

Blog da benim gibi error verdi :S



Yazılarıma yapmış olduğunuz yorumlara ne yazık ki sistemsel bir sorun yüzünden
cevap veremiyorum. Blog ayarlarımda bir sorun olduğunu düşünüyor
ve bu durumun kısa bir zaman sonra düzeleceğini umuyorum...

Şimdiden tüm yorumlarınız ve anlayışınız için teşekkürler.

4 Haziran 2010

Anlamıyorum



Hafta bitti yine.. Ne çabuk!? Oysaki yapılacaklar bitmedi!

Bu hafta güzel haberler gelmedi. Yurtta hep bir huzursuzluk vardı heryerden sloganlar yükseldi.. Sabah yatağımdan slogan sesleri ile uyandım, her defasında huzur diledim, barış diledim.. An geldi tanıyamadım yurdumda olanları, anlayamadım gördüğüm insanları, halkımı!!

Genel olarak kullandığım cümle; ANLAMIYORUM oldu!! Anlamıyordum, bir insan bir insanı nasıl öldürür, neden anlaşmazlık üzerine kurulur düzenler...

Sabahları slogan sesleri ile uyandım haykırışlarla, akşamları yine aynı seslerle uykuya daldım... Korktum ilk defa. Olayların büyüklüğünden insanların şiddetinden.

Sonra kendi dünyama döndüm, orada da haksızlığa uğrayan, birbirini anlamayan insan manzaraları gördüm, onların hikayelerini dinledim, üzüldüm.

Hayat içinde iyi şeyler görmek için çok çaba sarfettim ama bu sefer yorgun düştüm...

Kendini tatil zanneden haftasonundan dileğim hepimizin içine huzur vermesi,
birazcık da olsa etrafa iyilik serpiştirmesi...